Yardım eden yakınlaşıyorsa

1045692_99038680

Birisine iyilik yaptığınızda, o insana kendinizi daha yakın hissederseniz. "İyilik yaptım çünkü o iyi bir insan." Ve araştırmalara göre bize yardım eden insan mı, yardım ettiğimiz insan mı, dediğimizde tercihimiz yardım etttiğimizden yana.

Enteresan ama rasyonel.

Öyle ise, sosyal bir topluluktan bahsediyorsak, komunite üyelerinin birbirlerine yardım etmelerini sağlamak, topluluğun güçlenmesi anlamına gelir, değil mi?

Peki kendi sitemizde yardımlaşmayı nasıl sağlayabiliriz? Nasıl üyelerin birbirine yardım etmesini sağlayabiliriz?

12.08.2008 | Sosyal medya | Permalink | Yorumlar (7)


 

Şans kime gülüyor?

Bir çok şeyi, bir günde zengin olma isteğimizden başaramıyoruz.

3 aydır çalışıyorum,

O kadar uğraştık olmadı.

Reklam çok ilgi çekti ama satışlar hala yavaş gidiyor.

Yaptım oldu. İstifayı bastım, işimi kurdum. Zengin oldum.

Olur mu öyle şey?

Kısa zamanda başaranların çoğuna bakın, onlar dahi kısa zamanda başarmıyorlar. Bir arkadaşım, bir şirketin yönetim kurulunda olan bir arkadaşına:

- Ne güzel senin iş, haftada bir gün çalış, parayı al.
- Hayır, 1 gün değil, 25 yıl + 1 gün.

Başarmak için 25 yıl gerekli demek değil, bazı şeyler için şanstan biraz daha fazlası gerekiyor demek, bu.

[Farketing notu]: Şans sadece onu görebilen ve doğru kullanabilecek donanıma sahip olana gülüyor

12.08.2008 | Diğer | Permalink | Yorumlar (6)


 

Organik ürünleri menüye eklemek?

1028223_94758002
Cihangir'de sık gittiğimiz bir kahve, kahvaltı menüsüne organik yiyecekler eklemiş. Güzel. Fakat değeri ne, bir düşünün.

Tüm ürünler organik olsa, değeri ne olur, karşılaştırın.

Hangisini birisine anlatırsınız?

12.08.2008 | Pazarlama Stratejileri | Permalink | Yorumlar (2)


 

Stand sunumunda 3 önemli madde

Bugün 4 ayrı stand tasarım çalışmasının sunumunu izledim. Bu sunumlardan yola çıkarak, başarılı bir stand tasarımı sunumu için 3 kritik madde:

1. Doğru teknik malzemeyi hazırlayın ve kullanın.
Sunum için tasarımların üzerine basıldığı büyük kartonları veya kendi özel projektörünüzü kullanın. Sıradan bir projektör ve sıradan bir ortamda yapılan sunumlarda renkler, kontrastlar anlaşılmayabilir. Sunumun yapıldığı yer çok aydınlıksa, çözünürlük uymazsa... Tasarımdan bahsediyoruz, "Boşver sunumu, ben anlatayım size." diyemezsiniz.

2. Sunuma çok iyi çalışın.
Tasarım için günler harcamış olmaktan dolayı, "Nasıl olsa her şeyi her detayına kadar bilyorum" hissi oluşabilir. Fakat sunum ile konuya çok hakim olmak arasında büyük fark var. Sunum çok etkili olmalı ki, akılda kalsın, akılda kalsın ki, başkalarıyla paylaşılacaksa yeterince iyi aktarılabilsin.

3. Çok iyi çalışılmış bir tasarım hazırlayın.
Bunu söylemek için çok zeki olmak gerekmiyor şüphesiz, ürün kötü ise ne yaptığımızın önemi yok. Farkı yaratmak için bunun zaten çok iyi olmasını garantilemek gerekiyor.

Üçüncüsü şüphesiz en önemlisi ama fark yaratmaya yetmiyor.

12.08.2008 | Tasarım | Permalink | Yorumlar (2)


 

Buzla.com problemi ve özür

Buzla.com, üzerinde çalıştığım proje, ile ilgili olarak yeniliklere hazırlanırken, şu anda hayatta olan sistemde bir sorun yaşadık: Mesaj listemizdeki herkes (sanırım) mesaj kutusunda buzla.com'dan gelmiş 100'lerce 'spam' mesajı buldu. Sistem mi sapıttı, birisi mi yaptı, henüz bilmiyorum fakat buzla üyelerini acayip rahatsız ettiğimiz kesin.

Olayın neden olduğunu anlamaya çalışıp, şehir dışındaki programcımızla ufak bir iki önlem almaya çalışırken saatler geçti ve 10 kadar üyemizden mesaj aldım. Bunlardan birisi çok sert ve netti. Özetle, bu kadar saçma bir şey oluyor ve kimse bir özür mesajı bile atmıyor, açıklama yapmıyor, silin üyeliğimi diyordu. Konuşmayan bir çok üyenin de benzer hissettiğine eminim.

Sorunu çözmeye çalışırken, yapmam gereken en önemli şeyi atlamıştım. İnsanları zamanında bilgilendirmedim. Pazarlama 101. Gerektiği zamanda gerekli iletişim. Ayıp bana.

[Kendime not]: Sorunu nasıl çözdüğüm, sorunu ne zaman çözdüğümden daha önemli.

[Bu mesajları alanlara]: Mesaj kutunuzdaki anlamsız mesajlarla sizi rahatsız ettiğimiz ve sorun hakkında zamanında bilgilendirme yapmadığımız için özür dilerim.

10.08.2008 | Diğer | Permalink | Yorumlar (5)


 

Arkadaşlarınız sizin için çalışmıyor

Yeni bir iş kurduğumuzda elimizde ne var? Varsa blogumuzun takipçileri, arkadaşlarımız, ailemiz ve onların çevresindekiler.

Bir ürün çıkardığınız çevrenizdekilere anlatmaya başladık... Durun.

Bizim ne yaptığınız onların umrunda mı? Bizle ilgili olduğu için dinleyebilirler şüphesiz. Fakat etraftakilere ulaşmak değil, etrafımızdakilerin etraflarındakilerine ulaşması değil mi hedefimiz?

Neden bizden bahsetsinler? Şu anda heyecanla bizden mi bahsediyorlar ki bizim ürünümüzden bahsetsinler? Neden tanıdığımız birisinin, tanımadığımız birisine bizim ürünümüzü anlatmasını bekleyelim?

Kötümser bir tablo çiziyor gibi görünebilirim fakat çoğu arkadaşımızın (çok yakınlarımız hariç) kendilerini çok iyi göstermeyecek bir fikri başkalarına anlatmalarını beklemek hayal. Ağızdan ağıza pazarlama, etrafımızda çok insan var diye değil, anlattıklarımız paylaşamaya değer olduğu için gerçekleşiyor.

[Farketing notu]: Fark yaratmak için daha fazla insana ulaşmaya değil, yaptığımız işleri daha fazla paylaşmaya değer kılmaya odaklanmalıyız.

5.08.2008 | Pazarlama Stratejileri | Permalink | Yorumlar (7)


 

Internet'te intiba nasıl oluşuyor?

Tanıştığımız anda insanlar hakkında bazı fikirlerimiz oluyor. Bunun üzerine binlerce satış kitabı bile var. El sıkışı, göz teması, doğru kullanılan cümleler, ifadeler...

Peki İnternet'te tanıştığınız insanlar hakkında fikirleriniz nasıl oluşuyor?

Benim genellikle baktığım ilk 3 şey:

  1. Google.com.tr: Google'da kişihakkında bir şeyler var mı?
  2. Facebook. Nerede çalışıyor, ortak bir arkadaşımız var mı?
  3. Blogu varsa yazdıkları.

Ama her şeyden önce, Türkçe'yi nasıl kullanıyor?

Türkçe'yi doğru kullanamayan (hata yapmaktan bahsetmiyorum) birisi hakkında yukarıdaki araştırmaları yapma gereği dahi duymuyorum. Çoğu zaman.

Çok fazla şeye de bakmıyorum aslında. "De", "Da", "Ki" gibi bağlaçları doğru kullanıyor mu, "her şey" gibi çok sık kullanılan kelimeleri nasıl yazıyor?

Sizin ilk intibanız İnternet'te nasıl oluşuyor?

3.08.2008 | Diğer | Permalink | Yorumlar (5)


 

NTV Spor markası

Ntvspor Sporla pek ilgisi olmayan birisi olarak NTV Spor diye bir kanal olduğunu yeni fark ettim.

NTV Spor NTV kadar başarılı bir kanal olabilir mi? En iyi spor kanalı olarak algılanabilir mi?

NTV Spor, "NTV Spor" markasıyla ancak NTV kadar başarılı olabilir. Daha fazla değil.

Oysa, kısa vadeli kazançları bir yana bırakıp (güvenilen bir markanın gücü), yeni bir marka ile zaten farklı olan bir kitleye farklı veya benzer bir şekilde ...

3.08.2008 | Pazarlama Stratejileri | Permalink | Yorumlar (7)


 

Satıp unutanlar

1. Firmalar müşterilerle ne zaman temasa geçiyor?
Büyük çoğunluğu sadece ihtiyacı olduğunda. Satış yapmak istediklerinde. Reklam veya satın alma sırasında. Retro pazarlamacılar

2. Müşteriler firmalarla ne zaman temasa geçiyor?
Büyük çoğunluğu sadece ihtiyacı olduğunda. Ürünü alırken veya ürünle ilgili bir sorun çıktığında.

3. Peki arkadaşlarımızla ne zaman temasa geçiyoruz?
İhtiyacımız olduğunda, bir sorunumuz olduğunda. Tabii ki burada kalmıyoruz, seslerini duymak, yardım etmek, sadece birlikte takılmak istediğinizde... Arkadaşlarımız onlar.

Amacımız müşterilerimizle bir arkadaş gibi yakın ilişkiler kurmak ise (değilse buraya kadar okuduğunuz için üzgünüm, lütfen 1. cevaba gidiniz.), neden sadece bir şey satmak istediğimizde temasa geçelim?

Neden ürünü sattıktan bir gün sonra, belki arkasından 1 ay sonra, nasılsınız var mı sorununuz diye aramayalım?

Sat unut mu?

Sattık ama sizi unutmadık mı?

30.07.2008 | Pazarlama Stratejileri | Permalink | Yorumlar (3)


 

Web projesini duyurmak için 4 fikir

Çok iyi çalışan başarılı (ürün 101), kolay ulaşılabilen (dağıtım 101), ulaşması ucuz (fiyat 101) bir web siteniz var, bunu insanlara nasıl duyurabilirsiniz?

1. Reklam (promosyon 101)
Paran yoksa, milli piyangodan büyük ikramiyeyi kazan, çıkan parayla acayip bir medya satın alması yap. Her yere reklam ver, ilan yap, 'banner'lar yerleştir. Yaşasın paranın gücü.

2. Viral fikir
Sitenle ilişki kurulabileceğin ilginç, insanların zaman geçirilebileceği bir fikir bul, insanlar onun etrafında takılsınlar. Viral video, eğlenceli bir oyun veya başka paylaşmaya değer bir fikir. Yaşasın yaratıcılık.

3. Ortaklık
Medya gücü de olan büyük bir firmayla stratejik ve/veya finansal bir ortaklık kur, başladığın gün yeterli bir kitleye ulaşmış olmayı garantile. Yaşasın medya gücü.

4. Halkla ilişkiler (klasik PR)
Haber müdürünü tanıyan arkadaşını ara. Her tanıdığın insandan siteni tanıtıması için ricada bulunun. Bildiğin seni tanıyan, sana güvenen herkese mesaj at. Siten hakkında yazılar çıkmasını sağla. Yaşasın bağlantılar. 

Gerçek: Hepsi ancak bir yere kadar etkililer. Sürekli farkı yaratan ise, tanıtımlar değil, insanlar. Ürününüzü, sitenizi, markanızı benimseyen insanlar.

[Farketing stratejisi]: Fikirlere değil insanlara odaklan. Farkı fikirler değil, fikirleri benimseyen insanlar yaratır.

30.07.2008 | Pazarlama Fikirleri | Permalink | Yorumlar (2)


 

Kontrollü iş görüşmeleri

Belki yıllar boyunca birlikte çalışmayı planladığınız bir kişiyi kontrollü bir ortamda sadece bir kaç saatte değerlendirmek ne kadar mantıklı? Soruları belli bir kaç soruya çalışıp gelmiş, olmadığı gibi davranan insanlar arasından en iyi rol yapanı işe almak...

Yanınızda oturacak, sizin başarınızı direkt olarak etkileyecek, zor anlarda bizi destekleyecek, belki bir gün yerimizi dolduracak kişiden bahsediyoruz. İş görüşmesi performansı ile işte performansın aynı şey olduğunu düşünmüyoruz herhalde?

Daha iyi bir yöntem olmalı, değil mi?

Mesala yemeğe çıkmak. İşe aldığınızda yemeğe çıkacaksanız, şimdi neden çıkmayasanız? 10 kişiyle görüşüyorsanız, en iyi 2,3 adayla belki?

Veya, 5, 10 gün birlikte çalışmak, en azından yeni mezun adaylarla. Acımasız mı, daha mı adil?

Bu fikirlere burun kıvırabiliriz ama insanları doğal ortamlarında tanımak, kontrollü bir ortamda tanımaktan şüphesiz daha doğru.

Şovmenler değil, iyi performans gösterecek insanlar arıyorsak...

28.07.2008 | Diğer | Permalink | Yorumlar (5)


 

Fiyat rekabeti için 3 + 1 strateji

Fiyat rekabeti nedeniyle pazar payı kaybeden markalar için Landor 3 yöntemden bahsediyor:

1. Onlara katılın
Kendi markanızı onlarla rekabet edecek şekilde genişletmek. Risk, markanın imajını yitirmesi.  Başarılı örnek: BMW Z3, 7 serisinin 3'te biri fiyatına alınabiliyor.

2. Başka bir markayla savaşın
Düşük fiyatlı ikinci markalar. Pg'nin ve diğer markalarının benzer ürünleri farklı markalarla sattığı

3. Onlardan iyice uzaklaşın
Markanızı daha da üst bir marka olarak konumlandırın.

Hepsinin farklı artıkları ve eksisi var.

Fakat en iyisi, yapması söylemesi kadar maalesef mümkün olmayan, bizi rekabetten ayıracak, yeni bir pazar yaratmak:

4. Rekabetin girmesi kolay olmayan yeni bir pazar yaratmak:
Sıradan bir şarap markası olmak yerine, karikatürlerle ve blog yazılarıyla, eğlenceli şarap pazarını yaratıp, taklit edilmesi kolay olmayan bir şarap markası olmak. Stormhoek

24.07.2008 | Pazarlama Stratejileri | Permalink | Yorumlar (5)


 

Gelip giden insanlar

Büyük şirketlerin yaptıkları İnternet projelerine bakın. Ya da ajansların web2.0 işlerine. Sırf Türkiye'de de değil, tüm dünyada.

Eğlenceli interaktif uygulamalar. İlgi çekiyorlar. 'Viral' olarak yayılıyorlar.

Ve bitiyorlar.

Geldim. Gördüm. Gittim.

Bir ürünü tanıtmak için evet, kesinlikle gerekliler, başarılılar. Fakat İnternet'ten bahsediyoruz, neden başlamış bir şey hemen bitsin?

Geldim. Gördüm. Kaldım.

19.07.2008 | Pazarlama Stratejileri | Permalink | Yorumlar (2)


 

Arkadan gelen strateji

"Facebook diye bir şey varmış, tüm firmalar oradaymış, bizde girelim." mantığı ne kadar yaygın büyük şirketlerde.

Strateji mi, teknoloji mi önemli olan?

Çoğu zaman trend olan teknoloji, arkasından biz Facebook'la ne yapabiliriz mantığı geliyor büyük firmalarda sanki...

Oysa olması gereken sırasıyla:

  1. Hedefler,
  2. Strateji
  3. Teknoloji.

Tam tersi değil.

19.07.2008 | Pazarlama Stratejileri | Permalink | Yorumlar (4)


 

Yeni sorun giderme anlayışı

499079_47524716

Geleneksel pazarlama anlayışına göre, küçük, güçsüz, zayıf olana tepki/cevap vermek, doğru değildir. Cevap vermek veya tepki göstermek, varlığını kabul ediyorum anlamına gelir ki bu karşınızdakini güçlü ve önemli kılar.

Büyük şirketlere bakın hemen hemen hepsinde aynı tavrı görürsünüz. Ufak bir olayın büyük bir olaya dönmesine gerek yoktur. Strateji: Durumu tespit et, kanıtları yok et, sorunu gider (iyi ihtimalle).

Neyse ki değişen bir şeyler var: Kanıtlar artık pek kolay yok edilemiyor. İnternet'le organize olmak daha kolay. Artık basın bültenlerine değil sosyal medyaya inanıyoruz. Arkadaşlarımızı ve sevdiğimiz bazı blogları takip ediyoruz.

Sosyal medya ile gelen yeni durum: Kanıtlar yok edilemez. Fiziki olarak yok olsalar bile (İnternet'e girdikten sonra küçük bir ihtimal), kulaktan kulağa yayılmaları önlenemez.

Sosyal medyayı benimseyen firmalar için yeni strateji:  Durumu tespit et, sorunu çöz, gerekiyorsa uygun dilde özür dile, durumu ve çözümünü sosyal medyayı kullanarak anlat.

İnternet'te hiçbir şey kaybolmadığına göre, yaşanan sorunu insanlar görecekse, çözümle birlikte görülmesi en iyi stratejidir, değil mi?

17.07.2008 | Sosyal medya | Permalink | Yorumlar (4)